Yürürken ayağın takılması düşük ayak belirtisi olabilir

Prof. Dr. Umut Yavuz, yürürken ayağın takılması, sık tökezleme ve ayağı kaldırmakta zorlanmanın düşük ayak belirtisi olabileceğini belirtti.

15.05.2026 - 15:14
0
Yürürken ayağın takılması düşük ayak belirtisi olabilir

Melike Türk | Bilge Doktor
İSTANBUL, TÜRKİYE — Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, yürürken ayağın yere takılması, sık tökezleme ve ayağı yukarı kaldırmakta güçlük çekmenin düşük ayak belirtisi olabileceğini belirtti.

Yürürken ayağınız takılıyorsa dikkat

Yürürken ayak ucunun yere takılması, sık sık tökezleme, merdiven çıkarken zorlanma ya da engebeli zeminde yürürken dengenin bozulması basit bir dikkatsizlik olarak değerlendirilebiliyor.

Ancak uzmanlara göre bu belirtiler, halk arasında “düşük ayak” olarak bilinen “foot drop” tablosuna işaret edebiliyor.

Düşük ayak her yaşta görülebiliyor

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın hemen her yaşta görülebilen ve günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilen bir tablo olduğunu söyledi.

Düşük ayak, yürüyüş dengesini bozarak kişinin hareket kabiliyetini azaltabiliyor.

Sosyal yaşamı da etkileyebiliyor

Düşük ayak sorunu yaşayan kişiler zamanla düşme kaygısı nedeniyle dışarı çıkmaktan kaçınabiliyor.

Bu durum sosyal hayattan uzaklaşmaya, hareket kısıtlılığına ve ilerleyen dönemlerde destek cihazı ihtiyacına yol açabiliyor.

Tek başına hastalık değil, belirti olabilir

Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın tek başına bir hastalık değil, çoğu zaman başka bir sağlık sorununun belirtisi olduğunu vurguladı.

Yavuz’a göre bu tablo sinir, kas, omurga ya da nörolojik hastalıklarla ilişkili olarak ortaya çıkabiliyor.

Erken başvuru kalıcı hasarı önleyebilir

Prof. Dr. Yavuz, yürümekte güçlük çeken kişilerin şikayetlerini hafife almaması gerektiğini belirtti.

Yavuz, “Bu nedenle yürümekte güçlük çeken kişilerin ‘Biraz uyuşma var, geçer’, ‘Ayağım takılıyor ama idare ediyorum’ veya ‘Tökezlememin nedeni dikkatsizliğimdir’ düşüncesiyle zaman kaybetmeden hekime başvurmaları çok önemlidir” dedi.

Erken tanı tedavi şansını artırıyor

Düşük ayakta erken tanının kritik rol oynadığını belirten Yavuz, altta yatan nedenin erken dönemde saptanmasının hem hastalığın ilerlemesini önleyebileceğini hem de ayakta kalıcı hasar riskini azaltabileceğini söyledi.

Yavuz, günümüzde erken tanı ve uygun tedavi sayesinde ayak fonksiyonlarında önemli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini ifade etti.

Düşük ayak yürüme bozukluğuyla ortaya çıkıyor

Düşük ayak, kişinin yürürken ayağının ön kısmını yukarı kaldırmakta zorlanmasına neden olan önemli bir sağlık sorunu olarak tanımlanıyor.

Bu tablo genellikle yürüme bozukluğuyla kendini gösteriyor.

Ayak bileğini kaldıran kaslar zayıflıyor

Normal yürüyüş sırasında ayak bileğini yukarı kaldıran kaslar, ayağın yere takılmadan ilerlemesini sağlıyor.

Bu kasların sağlıklı çalışabilmesi için siyatik sinir ve onun bir dalı olan peroneal sinirin sağlam olması gerekiyor.

Sinir etkilenirse ayak ucu yere sürtüyor

Siyatik sinir ya da peroneal sinir etkilendiğinde, ayağı yukarı kaldıran ve sağa sola yönlendiren kaslarda zayıflama oluşabiliyor.

Bunun sonucunda ayak ucu yere sürtünmeye başlıyor ve kişi yürürken ayağını normalden daha fazla kaldırmak zorunda kalabiliyor.

Yüksek adımlı yürüyüş gelişebilir

Bazı hastalar ayağını yere takmamak için dizini normalden fazla kaldırarak yürümek zorunda kalabiliyor.

Prof. Dr. Yavuz, “Yüksek adımlı yürüyüş olarak tanımlanan bu yürüyüş şekli hem yorucudur hem de zamanla kalça, diz ve bel bölgesinde ek zorlanmalara neden olabilir” diye konuştu.

Ciddi hastalıkların habercisi olabilir

Düşük ayak, ayağı yukarı kaldıran kasların yeterince çalışamaması sonucu ortaya çıkıyor.

Kaslar doğrudan hasar görebileceği gibi, bu kaslara komut taşıyan sinirler de etkilenebiliyor.

Sinir sıkışması ve bel fıtığı neden olabilir

Prof. Dr. Yavuz, düşük ayağın çoğu zaman başka bir sağlık sorununun habercisi olduğunu belirtti.

Yavuz, “Bu tabloya genel olarak sinir sıkışmaları, bel fıtığı veya bel kanal darlığı, sinir yaralanmaları, diyabetik nöropati, kas ve sinir hastalıkları ile inme gibi ciddi durumlar neden olur” dedi.

Cerrahi sonrası da görülebiliyor

Düşük ayak bazı travmaların ardından gelişebiliyor.

Diz veya kalça protezi gibi büyük cerrahiler sonrasında sinir etkilenmeleri de düşük ayak sorununa yol açabiliyor.

Günlük alışkanlıklar da risk oluşturabilir

Prof. Dr. Yavuz, uzun süre bacak bacak üstüne atan kişilerde de düşük ayak tablosunun gelişebileceğini söyledi.

Çömelerek çalışan, dizin dış kısmına uzun süre baskı uygulayan ya da hızlı kilo kaybı yaşayan kişilerde de risk artabiliyor.

En sık belirti ayağın yere takılması

Hastalar sağlık kuruluşlarına en sık “Ayağımı kaldıramıyorum”, “Ayağım yere sürtüyor”, “Sık sık tökezliyorum” ve “Ayakkabımın ucu yere çarpıyor” gibi şikayetlerle başvuruyor.

Bu belirtiler düşük ayak açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor.

Belirtiler ani ya da yavaş başlayabilir

Düşük ayağın belirtileri bazı kişilerde aniden ortaya çıkabiliyor.

Travma, cerrahi sonrası sinir yaralanması ya da ani bel fıtığında tablo hızlı ilerleyebiliyor.

Bazı hastalarda sinsi ilerleyebilir

Sinir sıkışması, diyabetik nöropati veya bazı nörolojik hastalıklarda belirtiler daha yavaş gelişebiliyor.

Bu nedenle hafif başlayan ayak takılması ve tökezleme şikayetleri zamanla daha belirgin hale gelebiliyor.

Uyuşma ve karıncalanma eşlik edebilir

Prof. Dr. Yavuz, düşük ayağın en sık görülen belirtisinin hastanın ayağını kendine doğru çekememesi ve yürürken ayak ucunun yere takılması olduğunu söyledi.

Bu tabloya ayak çevresinde duyu kaybı, uyuşma, karıncalanma, bacağın dış kısmında ağrı veya belden bacağa yayılan ağrı da eşlik edebiliyor.

Geç kalınırsa kas zayıflığı kalıcı hale gelebilir

Düşük ayakta erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Yavuz, bazı nedenlerde erken tedaviyle sinir fonksiyonunun toparlanabildiğini ve kalıcı hasarın önlenebildiğini belirtti.

Özellikle sinir sıkışması, bel fıtığına bağlı sinir basısı veya travma sonrası gelişen durumlarda zamanlamanın kritik olduğuna dikkat çekti.

Ayakta şekil bozukluğu gelişebilir

Prof. Dr. Yavuz, geç kalındığında kaslarda zayıflığın kalıcı hale gelebileceğini söyledi.

Sinirin iyileşme kapasitesinin azalabileceğini belirten Yavuz, uzun süren düşük ayakta ayak bileğinde sertlik ve ayakta şekil bozuklukları gelişebileceğini ifade etti.

Düşme riski artabilir

Uzun süre devam eden düşük ayakta yürüme paterni bozulabiliyor.

Hasta ayağını yukarı kaldıramadığı için yürürken dengesini kaybedebiliyor ve düşme riski artabiliyor.

Tedavide amaç nedeni ortadan kaldırmak

Düşük ayak tedavisinde temel hedef, altta yatan nedeni belirlemek ve mümkünse ortadan kaldırmak olarak açıklanıyor.

Bunun yanında hastanın güvenli yürümesini sağlamak ve ayakta kalıcı şekil bozukluğu gelişmesini engellemek amaçlanıyor.

Fizik tedavi ilk seçenekler arasında

Prof. Dr. Yavuz, düşük ayağa neden olan etkenin tedavisinin yanı sıra fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemli olduğunu belirtti.

Ayak bileği ortezleri, kas güçlendirme egzersizleri, denge çalışmaları ve yürüme eğitimi ilk basamak tedaviler arasında yer alıyor.

Tedavi başarısı kişiye göre değişiyor

Yavuz, tedavinin başarısının altta yatan neden, sinir hasarının derecesi, geçen süre, hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklara göre değiştiğini söyledi.

Erken tanı alan hastalarda, özellikle sinirin tamamen kopmadığı ve basının erken dönemde giderildiği durumlarda başarılı sonuçlar alınabiliyor.

Bazı hastalarda ameliyat gerekebilir

Uzun süreli ve kalıcı düşük ayak tablolarında cerrahi tedavi gündeme gelebiliyor.

Prof. Dr. Yavuz, ileri evrelerde tendon transferi gibi fonksiyon kazandırmaya yönelik cerrahi işlemlerin uygulanabileceğini belirtti.

Tendon transferi yürüyüşü iyileştirebilir

Tendon transferi cerrahisinde genellikle ayakta çalışan güçlü tendonlardan biri, ayağın ön kısmını yukarı kaldırmaya yardımcı olacak şekilde yeniden konumlandırılıyor.

Bu sayede işlevini kaybeden kasın görevi, sağlam bir kas-tendon sistemiyle telafi edilebiliyor.

Amaç güvenli ve dengeli yürüyüş sağlamak

Başarılı bir cerrahi sonrasında hastaların yürüyüş kalitesi belirgin şekilde artabiliyor.

Düşme riski azalırken, kişinin günlük yaşamda daha güvenli ve dengeli hareket etmesi hedefleniyor.

Ameliyat sonrası fizik tedavi süreci başlıyor

Prof. Dr. Yavuz, ameliyat sonrasında genellikle altı hafta boyunca alçı veya yürüme botu kullanıldığını, ardından fizik tedavi sürecine geçildiğini belirtti.

Günlük yaşama dönüş süresi yapılan işleme, hastanın genel durumuna ve rehabilitasyon sürecine göre değişiyor.

Fonksiyonel kazanım birkaç ay içinde hedefleniyor

Yavuz, çoğu hastada 2-3 ay içinde belirgin fonksiyonel kazanım hedeflendiğini ifade etti.

Uzmanlara göre yürürken ayağın sık sık takılması, ayakkabı ucunun yere çarpması ve tökezleme şikayetleri ihmal edilmemesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.

www.bilgedoktor.com

Ne düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
editor

Bilgedoktor.com, uzman doktorlar, psikologlar ve sağlık profesyonellerinin bilimsel görüşlerini; tıp dünyasındaki yenilikleri, hastane sektöründeki gelişmeleri ve güncel sağlık haberlerini doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası sağlık haberciliği ilkeleri doğrultusunda, resmî açıklamalar, yeni nesil sağlık uygulamaları ve tıbbi veriler analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User