Sarı nokta hastalığı sinsi ilerleyerek görme kaybı yapabiliyor

Prof. Dr. Özlem Şahin, sarı nokta hastalığında erken tanı, düzenli göz kontrolü ve sigarayı bırakmanın görmeyi korumada önemli olduğunu söyledi.

Jun 16, 2026 - 23:19
0
Sarı nokta hastalığı sinsi ilerleyerek görme kaybı yapabiliyor

Melike Türk | Bilge Doktor
İSTANBUL, TÜRKİYE — Sarı nokta hastalığı özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde merkezi görmeyi etkileyerek okuma, araç kullanma ve yüzleri tanıma gibi günlük işlevleri zorlaştırabiliyor.

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, tıp literatüründe “Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu” olarak adlandırılan sarı nokta hastalığının dünyada milyonlarca kişiyi etkilediğini söyledi. 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişinin bu hastalıkla yaşadığı, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona çıkmasının beklendiği belirtiliyor. Şahin’e göre erken teşhis, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve mevcut görmeyi korumak için kritik önem taşıyor.

Sarı nokta hastalığı merkezi görmeyi etkiliyor

Sarı nokta hastalığı, gözün arka bölümünde yer alan retina tabakasının merkezindeki makula bölgesini etkileyen ilerleyici bir hastalık olarak tanımlanıyor. Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu bölge olarak biliniyor.

Hastalığa “sarı nokta” denmesinin nedeni, bu bölgede yüksek ışık maruziyetine karşı koruyucu rol oynayan lutein ve zeaksantin adlı sarı renkli pigmentlerin yoğun bulunmasıdır. Bu bölgenin zamanla zarar görmesiyle merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma ve ayrıntıları seçmede güçlük ortaya çıkabiliyor.

Belirtiler ilk dönemde yalnızca tek gözde fark edilebilirken, hastalık ilerleyip iki gözü de etkilediğinde kişinin günlük yaşamı daha belirgin şekilde zorlaşabiliyor.

Günlük yaşamda bağımsızlığı azaltabiliyor

Prof. Dr. Özlem Şahin, sarı nokta hastalığının ileri evrelerinde merkezi görme kaybının belirginleştiğini ve hastaların günlük yaşamda ciddi zorluklar yaşayabildiğini belirtti. Bu tabloda kişiler okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri doğru algılama gibi alanlarda güçlük çekebiliyor.

Hastalık ileri evrede tamamen körlüğe yol açmasa da güvenli yürüyüşü zorlaştırabiliyor ve düşme riskini artırabiliyor. Görme kaybının sosyal yaşam üzerindeki etkileri de önem taşıyor. Kişinin televizyon izleme, yemek yapma, alışverişe çıkma veya sosyal ortamlara katılma gibi bağımsız aktivitelerinde azalma görülebiliyor.

Şahin, görme kaybının sosyal izolasyon ve depresyon riskini artırabildiğini, bu nedenle hastalığın yalnızca göz sağlığı değil, yaşam kalitesi açısından da ele alınması gerektiğini vurguladı.

Kuru tip yavaş, yaş tip daha hızlı ilerleyebiliyor

Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip görülüyor. Kuru tipte retina altında zamanla “drusen” adı verilen birikintiler oluşuyor ve buna hücre kaybı eşlik edebiliyor. Bu süreçte görme yetisi genellikle yavaş yavaş azalıyor.

Kuru tipin ileri evrelerinde “coğrafik atrofi” olarak adlandırılan tablo gelişebiliyor. Bu durumda retina hücrelerinde belirgin kayıp ortaya çıkıyor ve görme kalitesinde daha ciddi azalma yaşanabiliyor.

Yaş tip sarı nokta hastalığı ise daha az görülmesine rağmen görme kaybından en sık sorumlu form olarak kabul ediliyor. Bu tipte retina altında anormal ve kırılgan yeni damarlar gelişiyor. Bu damarlar sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını bozabiliyor. Sonuç olarak görmede haftalar, hatta bazı durumlarda günler içinde belirgin azalma yaşanabiliyor.

Sigara kullanımı riski yaklaşık iki kat artırıyor

İlerleyen yaş, sarı nokta hastalığı için en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Hastalığın görülme sıklığı özellikle 55 yaşından sonra belirgin şekilde artıyor. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar da riski artıran başlıklar arasında bulunuyor.

Prof. Dr. Şahin, güncel çalışmaların sigara kullanımının sarı nokta hastalığı riskini yaklaşık iki kat artırdığını gösterdiğini belirtti. Aile öyküsü ve bazı genetik varyasyonlar da önemli risk faktörleri olarak değerlendiriliyor.

Obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük antioksidan alımının da hastalığa katkıda bulunabileceği düşünülüyor. Ancak bu faktörlerin etkileri konusunda bilimsel literatürde daha değişken sonuçlar bulunduğu ifade ediliyor.

Bu belirtiler göz ardı edilmemeli

Sarı nokta hastalığı erken evrede genellikle belirti vermiyor veya çok hafif belirtilerle ilerliyor. Bu nedenle bazı kişiler görme sorunlarını yaşlanmanın doğal sonucu zannederek göz muayenesini geciktirebiliyor.

Prof. Dr. Şahin, düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi, okuma sırasında harflerin bulanıklaşması, karşıya bakarken silik noktalar oluşması, gölgeleri ya da birbirine yakın renkleri ayırt etmede zorlanma, karanlıkta görmenin belirgin şekilde güçleşmesi, ışığa hassasiyet artışı ve görüntülerdeki detayların kaybolması gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Bu belirtilerden biri ortaya çıktığında zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması öneriliyor. Özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerin ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunanların, şikâyetleri olmasa bile düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor.

Tedavide hedef mevcut görmeyi korumak

Sarı nokta hastalığının tanısında detaylı göz muayenesinin yanı sıra retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi gibi gelişmiş teknolojilerden yararlanılıyor. Bu yöntemlerle retina tabakasındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde incelenebiliyor.

Tedavinin temel hedefi mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak. Hastalığın tipi ve evresi uygulanacak tedavi yöntemini belirliyor. Kuru tip sarı nokta hastalığında uygun hastalarda vitamin ve mineral takviyeleri, hastalığın ilerleme riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azaltabiliyor.

Yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenme, omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol kontrolü ile sigaranın bırakılması da yaşam tarzı açısından önemli adımlar arasında yer alıyor. Son yıllarda ileri evre kuru tip hastalar için göz içi iğne tedavilerinin de geliştirildiği, bu uygulamaların belirli aralıklarla yapılarak retina üzerindeki hasarın ilerleme hızını yavaşlatmaya yardımcı olabildiği belirtiliyor.

Yaş tip sarı nokta hastalığında ise göz içine enjeksiyonla uygulanan ilaçlar öne çıkıyor. Bu tedaviyle retina altındaki anormal damar oluşumu ve sıvı sızıntısının kontrol altına alınması hedefleniyor. Enjeksiyon tedavisi sayesinde birçok hastada görme düzeyi korunabiliyor, bazı hastalarda ise görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabiliyor.

Prof. Dr. Şahin, son yıllarda bu iğne tedavilerinin sıklığını azaltmaya yönelik gelişmeler yaşansa da bazı hastalarda yılda 10-12’ye varan enjeksiyon sayılarının görme keskinliğinin korunmasında önemli rol oynadığını ifade etti.

Sarı nokta hastalığını tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, tansiyon, şeker ve kolesterol kontrolünü sağlamak, yeşil yapraklı sebzeler ve balıkta bulunan omega-3 yağlarından zengin beslenmek riski azaltmaya ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabiliyor. Uzun süreli güneş ışığına maruziyeti azaltmak için güneş gözlüğü kullanmak da retina sağlığını destekleyen önlemler arasında yer alıyor.

www.bilgedoktor.com

Ne düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
editor

Bilgedoktor.com, uzman doktorlar, psikologlar ve sağlık profesyonellerinin bilimsel görüşlerini; tıp dünyasındaki yenilikleri, hastane sektöründeki gelişmeleri ve güncel sağlık haberlerini doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası sağlık haberciliği ilkeleri doğrultusunda, resmî açıklamalar, yeni nesil sağlık uygulamaları ve tıbbi veriler analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User