Tiroit nodülleri artıyor: Ameliyatsız tedavi seçeneği öne çıkıyor

Tiroit nodülleri kadınlarda daha sık görülürken, iyi huylu nodüllerde ablasyon gibi ameliyatsız tedavi seçenekleri öne çıkıyor.

Jun 06, 2026 - 22:14
0
Tiroit nodülleri artıyor: Ameliyatsız tedavi seçeneği öne çıkıyor

Melike Türk | Bilge Doktor
İSTANBUL, TÜRKİYE — Tiroit nodülleri yetişkinlerde giderek daha sık saptanırken, uzmanlar iyi huylu denilen nodüllerin de büyüme, baskı ve yaşam kalitesini düşüren şikâyetler açısından takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, tiroit nodüllerinin çoğunlukla iyi huylu olduğunu ancak bazı nodüllerin büyüyerek nefes darlığı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve boyunda belirgin şişlik gibi sorunlara yol açabileceğini söyledi. Kara, gelişen teknoloji sayesinde özellikle seçilmiş iyi huylu nodüllerde ameliyatsız ablasyon yöntemlerinin giderek daha fazla öne çıktığını belirtti.

Tiroit nodülleri yetişkinlerde sık görülüyor

Tiroit bezi içinde gelişen ve çevre dokudan farklı yapıda olan oluşumlar tiroit nodülü olarak tanımlanıyor.

Tiroit nodülleri dünya genelinde ve Türkiye’de sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30 ila 50’sinde tiroit nodülü saptanabiliyor. Bu nodüllerin büyük bölümü iyi huylu oluyor ve ciddi bir sağlık problemine yol açmadan takip edilebiliyor.

Ancak her nodül “iyi huylu” denilerek tamamen göz ardı edilmemeli. Çünkü bazı iyi huylu nodüller zaman içinde büyüyerek çevre dokulara baskı yapabiliyor. Bu durumda boyunda dolgunluk hissi, yutkunurken takılma, nefes darlığı, ses kısıklığı ve estetik açıdan belirgin şişlik gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.

Prof. Dr. Melih Kara, tiroit nodüllerinin başarılı şekilde yönetilmesi için erken tanı, doğru ultrason değerlendirmesi ve risk analizinin önemli olduğunu vurguluyor.

Kadınlarda yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor

Tiroit nodülleri kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görülüyor.

Prof. Dr. Melih Kara, çalışmalarda yaklaşık her 3 kadından 1’inde, bazı serilerde ise her 2 kadından 1’inde ultrason taramasıyla nodül saptanabildiğini belirtti. Kara’ya göre kadınlarda tiroit nodülleri erkeklere kıyasla yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor.

Bu farkın başlıca nedenleri arasında hormonal etkiler yer alıyor. Özellikle östrojenin tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisi, kadınlarda otoimmün tiroit hastalıklarının daha sık görülmesi ve gebeliklerin tiroit dokusu üzerindeki etkisi nodül oluşumunu artırabiliyor.

Kadınlarda daha sık görülmesi nedeniyle özellikle aile öyküsü olan, tiroit hastalığı bulunan veya boyunda şişlik fark eden kadınların değerlendirmeyi geciktirmemesi öneriliyor.

İyot eksikliği önemli risk faktörlerinden biri

Tiroit nodüllerinin oluşumunda birçok faktör rol oynuyor.

Prof. Dr. Melih Kara, en yaygın nedenlerden birinin iyot eksikliği olduğunu belirtti. Uzun yıllar süren iyot eksikliği, tiroit bezinin büyümesine ve nodül oluşumuna yol açabiliyor.

Bunun yanında genetik yatkınlık, ilerleyen yaş, kadın cinsiyet, boyun bölgesine radyasyon maruziyeti, sigara kullanımı ve Hashimoto gibi otoimmün tiroit hastalıkları da önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.

Son yıllarda tiroit nodüllerinin daha sık saptanmasında ultrason kullanımının yaygınlaşması da etkili. Daha önce fark edilmeyen küçük nodüller, günümüzde yapılan görüntülemelerle daha erken dönemde tespit edilebiliyor.

Ancak uzmanlar, yalnızca görüntüleme sıklığının değil; beslenme alışkanlıkları, otoimmün hastalıklardaki artış ve çevresel faktörlerin de bu tabloda rol oynayabileceğini belirtiyor.

Genellikle yıllarca belirti vermeyebilir

Tiroit nodülleri çoğu zaman uzun süre hiçbir belirti vermez. Bu nedenle birçok kişi nodülü tesadüfen yapılan ultrason veya muayene sırasında öğrenir.

Nodüller belirti vermeye başladığında ise en sık görülen şikâyetler boyunda şişlik, ele gelen kitle, yutkunurken takılma hissi, boğazda baskı veya dolgunluk hissi, büyük nodüllerde nefes darlığı ve ses kısıklığı olabilir.

Bazı nodüller aşırı hormon üretebilir. Bu durumda çarpıntı, kilo kaybı, terleme, sinirlilik ve ellerde titreme gibi hipertiroidi belirtileri görülebilir.

Prof. Dr. Melih Kara, hastaların küçük bir bölümünde hızlı büyüme, sertlik, lenf bezlerinde büyüme veya kalıcı ses kısıklığı gibi kanser açısından dikkat gerektiren bulguların ortaya çıkabileceğini belirterek, bu tür durumlarda gecikmeden hekime başvurulması gerektiğini söylüyor.

35 yaş sonrası değerlendirme öneriliyor

Tiroit nodüllerinde erken tanı ve doğru takip büyük önem taşıyor.

Prof. Dr. Melih Kara, şikâyeti olmayan bireylerde bile özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesinin faydalı olabileceğini belirtti.

Takip sıklığı ise kişinin risk durumuna, nodül varlığına, nodülün büyüklüğüne, ultrason özelliklerine ve biyopsi gerekip gerekmediğine göre belirleniyor.

Ailede tiroit hastalığı bulunması, kadın olmak, iyot eksikliği görülen bölgelerde yaşamak ve boyun bölgesine radyasyon öyküsü daha dikkatli takip gerektiren durumlar arasında yer alıyor.

Boyunda belirgin şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, hızlı büyüyen kitle veya ele gelen sertlik durumunda ise beklemeden uzman değerlendirmesi öneriliyor.

Ameliyatsız tedavi seçenekleri öne çıkıyor

Tiroit nodüllerinde tedavinin temel hedefi kanser riskini dışlamak, hastanın şikâyetlerini gidermek ve tiroit fonksiyonlarını mümkün olduğunca korumaktır.

Her iyi huylu nodül cerrahi tedavi gerektirmez. Küçük, şikâyet oluşturmayan ve riskli özellik taşımayan nodüllerde düzenli takip yeterli olabilir. Bazı durumlarda ilaç tedavisi veya cerrahi gündeme gelebilir.

Ancak gelişen teknolojiyle birlikte özellikle iyi huylu ve seçilmiş tiroit nodüllerinde ameliyatsız yöntemler daha fazla kullanılmaya başladı.

Prof. Dr. Melih Kara, bu yöntemler arasında ablasyon tedavisinin öne çıktığını belirtti. Radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi yöntemler, uygun hastalarda nodülün küçültülmesini hedefliyor.

Ablasyon sağlam tiroit dokusunu koruyabiliyor

Tiroit ablasyonu, iyi huylu olduğu biyopsiyle kanıtlanmış, büyüyerek baskı veya kozmetik sorun oluşturan nodüllerde tercih edilebiliyor.

Bu yöntem ayrıca cerrahi için riskli olan veya ameliyat istemeyen hastalar için de bir seçenek olabiliyor.

Ablasyon tedavisinin önemli avantajlarından biri, sağlam tiroit dokusunun büyük ölçüde korunması. Klasik cerrahide bazen tiroit bezinin bir kısmı veya tamamı alınabilirken, ablasyonda hedef yalnızca nodül oluyor.

Prof. Dr. Melih Kara, bu sayede birçok hastada tiroit hormonu üretiminin korunabildiğini, ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacının azalabildiğini veya bazı hastalarda tamamen ortadan kalkabildiğini ifade ediyor.

Boyunda kesi izi olmaması, genel anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresinin kısa olması da yöntemin diğer önemli avantajları arasında yer alıyor.

İşlem kısa sürede tamamlanabiliyor

Ablasyon tedavisi genellikle ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında gerçekleştiriliyor.

Prof. Dr. Melih Kara, çoğu zaman hastanede yatış gerektirmeyen bu işlemin ortalama 20-45 dakika içinde tamamlanabildiğini söyledi. İşlem sırasında ince bir iğne elektrot yardımıyla kontrollü ısı enerjisi verilerek nodülün küçültülmesi hedefleniyor.

Hastalar genellikle aynı gün evine dönebiliyor ve kısa sürede günlük yaşamlarına devam edebiliyor.

Buna karşılık kötü huylu nodüllerde temel tedavi çoğu hastada hâlâ cerrahi yöntem. Ancak küçük, düşük riskli bazı papiller tiroit kanserlerinde veya ameliyat olamayacak hastalarda ablasyon yöntemleri alternatif ya da tamamlayıcı seçenek olarak değerlendirilebiliyor.

Uzmanlar, tiroit nodülü olan hastaların tanı, takip ve tedavi kararlarını mutlaka endokrinoloji, genel cerrahi ve ilgili uzmanların değerlendirmesiyle planlaması gerektiğini vurguluyor.

www.bilgedoktor.com

Ne düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
editor

Bilgedoktor.com, uzman doktorlar, psikologlar ve sağlık profesyonellerinin bilimsel görüşlerini; tıp dünyasındaki yenilikleri, hastane sektöründeki gelişmeleri ve güncel sağlık haberlerini doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası sağlık haberciliği ilkeleri doğrultusunda, resmî açıklamalar, yeni nesil sağlık uygulamaları ve tıbbi veriler analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User