Erkeklerde meme kanseri riski: Sadece kadın hastalığı değil!

Prof. Dr. Fatih Aydoğan, erkeklerde meme kanserinin 60 yaş sonrası arttığını belirterek; alkol, obezite ve genetik faktörler gibi risklere karşı uyarılarda bulundu.

19.01.2026 - 21:36
0
Erkeklerde meme kanseri riski: Sadece kadın hastalığı değil!

BİLGE DOKTOR / İSTANBUL, TÜRKİYE

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Aydoğan, toplumda sadece kadınlara özgü bir hastalık olarak algılanan meme kanserinin, erkeklerde de ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğunu belirterek; gelişen kitlelerin önemsenmemesinin hayati risk taşıdığını açıkladı.

Türkiye'de her yıl yaklaşık 200-250 erkeğe meme kanseri teşhisi konulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydoğan, erkeklerin meme dokusundaki değişimleri "erkeklerde bu hastalık olmaz" ön yargısıyla ihmal ettiğini ifade etti. Bilimsel verilerin erkeklerde teşhisin kadınlara oranla çok daha ileri evrelerde ve genellikle 65-70 yaş aralığında konulduğunu gösterdiğini söyleyen Aydoğan, erken teşhisin erkekler için de hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı.

Erkeklerde meme kanserini tetikleyen 7 kritik etken

Genetik mirastan yaşam alışkanlıklarına kadar pek çok faktör, erkeklerde meme dokusunun kanserleşmesine zemin hazırlayabiliyor. Prof. Dr. Fatih Aydoğan, risk profilini belirleyen 7 ana etkeni şu şekilde detaylandırdı:

1. Aşırı Alkol Kullanımı ve Karaciğer Sağlığı: Alkol, karaciğer fonksiyonlarını bozarak vücuttaki hormon dengesini doğrudan etkiler. Karaciğerin düzgün çalışmaması, testosteronun östrojene dönüşümünü artırarak erkek vücudunda östrojen seviyelerinin yükselmesine neden olur. Bu hormonal dengesizlik, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını tetikleyebilir.

2. Fazla Kilo ve Obezite Sorunu: Obezite, sadece bir kilo problemi değil, aynı zamanda hormonal bir risk faktörüdür. Yağ dokusu vücutta östrojen üreten bir depo gibi çalışır. Yağ kütlesi arttıkça östrojen düzeyi yükselir ve bu durum erkek meme dokusu için kanserojen bir ortam hazırlar. Ayrıca obezite, vücuttaki kronik iltihabi durumu artırarak bağışıklık sistemini zayıflatır.

3. Hareketsiz Yaşam Tarzı: Fiziksel aktivitenin yetersizliği, metabolizmanın yavaşlamasına ve hormon dengesinin bozulmasına yol açar. Özellikle masa başı çalışan erkeklerde riskin daha belirgin olduğunu ifade eden Aydoğan, düzenli yürüyüş ve egzersizin kanser riskini önemli ölçüde azalttığını belirtti.

4. Aile Öyküsü ve Genetik Miras: Ailesinde (anne, kız kardeş veya erkek akrabalar) meme kanseri olan erkeklerde risk katlanarak artar. Doğuştan gelen genetik mutasyonlar, özellikle BRCA2 geni, erkeklerde meme kanseri riskini en çok artıran biyolojik faktördür. Ancak Aydoğan, aile öyküsü olmayan erkeklerin de risk altında olabileceğini hatırlattı.

5. İleri Yaş Faktörü: Yaş ilerledikçe hücrelerde biriken DNA hasarı artar ve vücudun bu hasarları onarma kapasitesi düşer. 60 yaşından sonra riskin belirginleştiğini söyleyen Prof. Dr. Aydoğan, erkeklerde hastalığın kadınlara göre daha geç yaşlarda ortaya çıkmasının temel nedeninin yaşlanan hücre yapısı ve değişen hormon dengesi olduğunu ifade etti.

6. Göğüs Bölgesine Radyasyon Maruziyeti: Genç yaşlarda başka bir kanser türü (örneğin lenfoma) nedeniyle göğüs bölgesinden radyoterapi almış erkeklerde, yıllar sonra meme kanseri gelişme ihtimali daha yüksektir. Radyasyonun doku üzerindeki etkisi uzun vadeli bir risk oluşturur.

7. Hormon Dengesizliği ve Nadir Hastalıklar: Karaciğer sirozu, testosteron düşüklüğü ve endokrin sistem bozuklukları meme kanserini tetikleyebilir. Ayrıca Klinefelter sendromu gibi genetik kromozom bozuklukları olan bireylerde risk, normal erkek popülasyonuna göre çok daha yüksektir.

Bilimsel araştırmada çarpıcı gerçek: Sosyal destek hayatta tutuyor

Prof. Dr. Fatih Aydoğan’ın da yer aldığı uzman bir ekibin uluslararası tıp dergilerinde yayımlanan çalışması, kanser tedavisinde tıbbi müdahale kadar sosyal desteğin de sağkalım üzerinde doğrudan etkili olduğunu kanıtladı. Erkek meme kanseri hastalarının, toplumsal önyargılar nedeniyle kendilerini izole ettiklerini ve bir tür "sessiz yalnızlık" yaşadıklarını belirten Aydoğan, şu çarpıcı sonucu paylaştı:

"Yaptığımız araştırmalar, duygusal ve sosyal desteğin tıbbi tedavi kadar hayati bir rol oynadığını gösteriyor. Tedavi sürecinde hastanın yanında onu anlayan, motive eden aile bireylerinin, arkadaşların veya destek gruplarının varlığı, hastanın yaşama tutunma gücünü artırarak tedaviye yanıtını olumlu etkiliyor. Kanser tedavisinde ilaç kadar önemli olan bir diğer şey moral ve paylaşım duygusudur."

Erken teşhis için erkeklere düşen görevler

Erkeklerde meme dokusu çok ince olduğu için oluşan kitleler aslında el ile çok daha kolay fark edilebilir. Ancak bu kitlelerin "sivilce" veya "yağ bezesi" sanılarak önemsenmemesi en büyük hatadır. Prof. Dr. Aydoğan, meme başında çekilme, akıntı, deri değişikliği veya ele gelen sertlik durumunda utanmadan ve vakit kaybetmeden bir genel cerrahi veya onkoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

www.bilgedoktor.com

Ne düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Sevdim Sevdim 0
Komik Komik 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzücü Üzücü 0
Kızdım Kızdım 0
editor

Bilgedoktor.com, uzman doktorlar, psikologlar ve sağlık profesyonellerinin bilimsel görüşlerini; tıp dünyasındaki yenilikleri, hastane sektöründeki gelişmeleri ve güncel sağlık haberlerini doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası sağlık haberciliği ilkeleri doğrultusunda, resmî açıklamalar, yeni nesil sağlık uygulamaları ve tıbbi veriler analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User