Hemoroid hastalığında erken tedavi: Kanama neden ihmal edilmemeli?
Hemoroid belirtilerinin erken değerlendirilmesi ameliyatsız tedavi olanağını artırabilir; makat kanaması farklı hastalıkların belirtisi de olabilir.
Melike Türk | Bilge Doktor
ANKARA, TÜRKİYE — Makat bölgesinde kanama, ağrı, kaşıntı veya şişlik yaşayan hastaların erken değerlendirilmesi, ameliyatsız tedavi seçeneklerini artırabilirken benzer belirtiler gösteren farklı hastalıkların ayırt edilmesini de sağlayabiliyor.
Toplumda yaygın görülmesine rağmen doktora başvurunun sıklıkla ertelendiği hemoroid hastalığı, erken dönemde yaşam tarzı değişiklikleri ve cerrahi dışı yöntemlerle kontrol altına alınabiliyor. Belirtilerin uzun süre ihmal edilmesi ise şikâyetlerin artmasına ve daha kapsamlı tedavilerin gündeme gelmesine neden olabiliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydıncan Akdur, erken tanının yalnızca tedavi başarısı bakımından değil, benzer yakınmalara neden olabilen farklı hastalıkların ayırt edilmesi açısından da önemli olduğunu belirtiyor. Akdur, özellikle makat kanamasının doğrudan hemoroide bağlanmaması ve doğru tanı için klinik değerlendirme yapılması gerektiğini vurguluyor.
Hemoroid hastalığı nasıl ortaya çıkıyor?
Hemoroidler, makat kanalı ile rektumun alt bölümünde bulunan normal damar destek dokuları olarak tanımlanıyor. Bu dokuların genişlemesi, yer değiştirmesi veya çeşitli nedenlerle belirti oluşturmaya başlaması sonucunda hemoroid hastalığı gelişiyor.
Hastalık, iç ve dış hemoroid olmak üzere iki temel grupta değerlendiriliyor. İç hemoroidler makat kanalının iç bölümünde bulunurken dış hemoroidler makat çevresindeki deriyle ilişkili bölgede yer alıyor.
İç hemoroidler çoğunlukla ağrısız ve parlak kırmızı renkli kanamayla kendini gösterebiliyor. Bazı hastalarda hemoroid dokusu dışkılama sırasında dışarı doğru sarkabiliyor. Dış hemoroidlerde ise şişlik, hassasiyet ve belirli durumlarda şiddetli ağrı görülebiliyor.
Kronik kabızlık, uzun süre ıkınma, tuvalette gereğinden fazla zaman geçirme, düşük lifli beslenme ve gebelik hastalığın gelişimine katkıda bulunabilen faktörler arasında yer alıyor. Yaşın ilerlemesiyle destek dokularında meydana gelen değişiklikler de belirtilerin ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor.
Hemoroid yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değil. Genç yetişkinlerde de bağırsak alışkanlıklarına ve diğer risk faktörlerine bağlı olarak gelişebiliyor. Doç. Dr. Akdur, özellikle tekrarlayan kabızlığın kontrol altına alınmasının hem tedavide hem de hastalığın tekrarlama riskinin azaltılmasında önemli olduğunu belirtiyor.
Erken belirtiler gözden kaçabiliyor
Hastalığın başlangıç dönemindeki belirtiler, hastalar tarafından önemsiz kabul edilebiliyor. Tuvalet sonrasında tuvalet kâğıdında parlak kırmızı kan görülmesi, makat çevresinde kaşıntı, dolgunluk hissi veya hafif şişlik ilk işaretler arasında bulunuyor.
Bazı hastalar dışkılama sırasında makat bölgesinde ele gelen bir şişlik fark edebiliyor. Bu şişlik başlangıçta kendiliğinden içeri dönebilirken hastalık ilerledikçe elle içeri itilmesi gerekebiliyor.
İç hemoroidlerin derecelendirilmesi, dokunun dışarı doğru sarkma özelliklerine göre yapılıyor. Birinci derece hemoroidlerde dışarı sarkma görülmezken ileri derecelerde daha belirgin prolapsus oluşabiliyor.
Ancak hemoroidin derecesi ile hastanın yaşadığı şikâyetlerin şiddeti her zaman aynı olmuyor. Küçük bir hemoroid kanamaya yol açabilirken daha büyük bir hemoroid farklı belirtilerle kendini gösterebiliyor.
Makat çevresinde aniden başlayan şiddetli ağrı ve hassas şişlik, tromboze dış hemoroid olarak adlandırılan pıhtılaşmış dış hemoroidle ilişkili olabiliyor. Bu durumda erken değerlendirme, uygulanabilecek tedavinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.
Makat ağrısı yalnızca hemoroide bağlı gelişmiyor. Anal fissür, apse ve farklı hastalıklar da benzer yakınmalara neden olabiliyor. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakılarak kesin tanı konulmaması gerekiyor.
Erken tedavi cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor
Hafif ve orta dereceli hemoroidlerde yaşam tarzı değişiklikleri ile cerrahi dışı tedaviler önemli bir yer tutuyor. Erken dönemde başlanan uygun uygulamalar, birçok hastada kanama, ağrı, kaşıntı ve şişlik gibi yakınmaların kontrol altına alınmasına yardımcı olabiliyor.
Beslenmedeki lif miktarının artırılması, yeterli su tüketilmesi ve düzenli bağırsak alışkanlıklarının kazanılması tedavinin temel basamakları arasında bulunuyor.
Lifli beslenme dışkının daha kolay çıkarılmasına yardımcı olarak ıkınma ihtiyacını azaltabiliyor. Sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun diğer lif kaynakları bu açıdan önem taşıyor.
Tuvalette uzun süre oturmak, telefonla vakit geçirmek ve dışkılama ihtiyacı olmadığı hâlde ıkınmak makat bölgesindeki basıncı artırabiliyor. Bu alışkanlıkların değiştirilmesi belirtilerin hafiflemesine katkı sağlayabiliyor.
Bazı hastalarda kısa süreli ilaç tedavileri veya bölgesel uygulamalar kullanılabiliyor. Ancak bu tedavilerin etkisi hastadan hastaya değişebiliyor ve hekim değerlendirmesi olmadan gelişigüzel kullanılmaları uygun görülmüyor.
Erken dönemde uygulanan yöntemler bazı hastalarda cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor. Bununla birlikte erken tedavinin ameliyatı her hasta için kesin olarak önleyeceği veya ileri hemoroidin mutlaka ameliyat gerektireceği söylenemiyor.
Doç. Dr. Akdur, tedavinin hemoroidin derecesine, belirtilerin şiddetine ve hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisine göre planlanması gerektiğini ifade ediyor.
Ameliyatsız yöntemler hangi hastalarda uygulanabiliyor?
Yaşam tarzı değişiklikleriyle yeterli sonuç alınamayan hastalarda çeşitli girişimsel yöntemler değerlendirilebiliyor. Özellikle iç hemoroidlerde uygulanan lastik bant ligasyonu bu seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Lastik bant ligasyonunda hemoroid dokusunun tabanına özel bir bant yerleştiriliyor. Böylece ilgili dokunun kan akımının azaltılması, zaman içinde küçülmesi ve ayrılması amaçlanıyor.
Uygun hastalarda skleroterapi ve kızılötesi koagülasyon gibi farklı yöntemler de kullanılabiliyor. Uygulanacak yöntemin seçimi hemoroidin derecesine, kanamanın özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre yapılıyor.
Her girişimsel yöntemin kendine özgü avantajları ve sınırlılıkları bulunuyor. Dış hemoroidlerin veya belirgin sarkmanın eşlik ettiği ileri hastalıklarda aynı yöntemler yeterli olmayabiliyor.
Bu nedenle muayene yapılmadan, yalnızca hastanın tarif ettiği şikâyetlere dayanılarak belirli bir işlemin önerilmesi uygun değil. Hastalığın türü ve derecesi klinik değerlendirmeyle belirlenmelidir.
Ameliyatsız tedaviler uygulandıktan sonra da kabızlık, uzun süre tuvalette oturma ve gereksiz ıkınma gibi risk faktörlerinin devam etmesi belirtilerin yeniden ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Kalıcı başarı için hastalığa katkıda bulunan günlük alışkanlıkların da düzenlenmesi gerekiyor.
Makat kanaması neden araştırılmalı?
Erken değerlendirmenin en önemli nedenlerinden biri, makat kanamasının hemoroid dışındaki hastalıklarda da görülebilmesi. Anal fissür, bağırsak iltihapları, polipler ve kolorektal kanser de dışkılama sırasında veya sonrasında kanamaya yol açabiliyor.
Dışkılama alışkanlığında yeni başlayan değişiklikler, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, ailede bağırsak kanseri öyküsü veya uzun süren kanamalar bulunması durumunda daha ayrıntılı inceleme gerekebiliyor.
Hekim, hastanın yaşına ve risk özelliklerine göre anoskopi, rektoskopi veya kolonoskopi gibi inceleme yöntemlerini değerlendirebiliyor.
Doç. Dr. Akdur, kanamanın yalnızca hemoroide bağlı olduğu varsayımının doğru tanıyı geciktirebileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle tekrarlayan veya uzun süren kanamalarda klinik değerlendirme yapılması önem taşıyor.
Kanamanın uzun süre devam etmesi bazı hastalarda demir eksikliği anemisine katkıda bulunabiliyor. Halsizlik, çabuk yorulma ve solukluk gibi belirtiler bu durumla ilişkili olabiliyor.
Yoğun kanama, baş dönmesi veya bayılma görülmesi hâlinde ise acil değerlendirme gerekebiliyor. Bu belirtilerin ortaya çıkması durumunda sağlık hizmetine başvurunun ertelenmemesi gerekiyor.
Tekrarları önlemek için günlük alışkanlıklar düzenlenmeli
Hemoroid belirtilerinin azaltılması ve hastalığın tekrarlamasının önlenmesi için bağırsak ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekiyor.
Düzenli fiziksel aktivite, bağırsak hareketlerinin desteklenmesine ve kabızlığın azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Uzun süre hareketsiz kalan kişilerin günlük yaşamlarına yürüyüş gibi uygun aktiviteler eklemesi yarar sağlayabiliyor.
Dışkılama ihtiyacını sürekli ertelememek ve tuvalette gereğinden fazla zaman geçirmemek önem taşıyor. Sert dışkılama sorunu yaşayan kişilerde beslenme düzeni ile sıvı tüketiminin gözden geçirilmesi gerekebiliyor.
Hekim önerisi olmadan uzun süre müshil, fitil veya kortizon içeren krem kullanılması uygun değil. Yanlış ürünlerin uzun süre uygulanması makat çevresindeki ciltte tahrişe yol açabiliyor.
Erken tedavi yalnızca mevcut yakınmaların azaltılmasını değil, hastanın yaşam kalitesinin korunmasını da hedefliyor. Sürekli kanama, ağrı ve şişlik nedeniyle günlük aktiviteleri kısıtlanan hastalarda kişiye uygun tedaviyle belirgin rahatlama sağlanabiliyor.
Hemoroid belirtilerinin önemsenmesi, doğru tanının zamanında konulması ve uygun tedavi yönteminin seçilmesi önem taşıyor. Erken başvuru, hem gereksiz müdahalelerin önlenmesine hem de ihtiyaç duyulan tedavinin geciktirilmeden uygulanmasına yardımcı olabiliyor.
BilgeDoktor.com
Ne düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)